'

 VATAN, BAYRAK, EZAN, NAMUS, ONLARA EMANETTİ; ÖLMEDEN EMANETLERİNE SAHİP ÇIKAMAYACAKLARINI ANLAYINCA EVE DÖNMEKTEN VAZGEÇTİLER.

 

 

           DEĞERLİ BÜYÜĞÜMÜZ SEVGİLİ YAŞAR ABİMİZİ GEÇİRDİĞİ ELİM TRAFİK KAZASI SONUCUNDA KAYBETMİŞ BULUNMAKTAYIZ. KENDİSİNE ALLAHTAN RAHMET GERİDE KALAN YAKINLARINA, DOSTLARINA VE TÜM TANIYANLARINA SABIR İHSAN ETMESİNİ DİLİYORUZ.

Yaşar DAYLAN   1954-

 

ZİYARETÇİ VE TAZİYE DEFTERİ

 
 

       TÜRK TARİHİNDE ÇOK MÜHİM BİR YERİ BULUNAN ÇANAKKALE SAVAŞLARI DAİMA RESMİ TARİHİN BELLİ MANTIK KALIPLARIYLA ORTAYA KONMUŞTUR. TARİH BU GÜNÜ KAVRAMA VE GELECEĞİ TASARLAMA İMKANI VEREN BİR İLİMDİR.

      BENCE TARİHİ YAZMAK TARİHİ YAPMAKTAN ZORDUR. RESMİ TARİHİ OKUMAK SABIR İSTER BU  SABIR İÇİNDE SIKILMANIZ MUHAKKAKTIR.

     BEN TARİHÇİ DEĞİLİM TARİH MERAKLISIYIM TARİHİN MENKİBELERLE DESTANLARLA HATIRALARLA  BESLENDİKTEN SONRA ZEVKLE DİNLENECEĞİNE  OKUNACAĞINA VE SEVİLECEĞİNE İNANMIŞ BİR İNSANIM.

     01 KASIM 1954 TE ÇERKEZKÖY'DE DOĞDUM  İLK VE ORTA OKULU BURADA BİTİRDİKTEN SONRA KIRKLARELİ SANAT OKULUNU 1972 YILINDA BİTİRDİM 08 TEMMUZ 1974 TE DENİZLİ'DE ASKERE GİTTİM

    ASKERE GİTTİKTEN 12 GÜN SONRA KIBRIS HAREKATI BAŞLADI EKİM 1974 TE KIBRIS'A CEPHEYE GİTTİM.

    1976 YILINDA TERHİS OLDUM. 1998 YILINDA ÇANAKKALE KAYMAKAMLIKÇA DÜZENLENEN REHBERLİ GEZİYE KATILDIM VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ İLE İLGİLENMEM BU ŞEKİLDE BAŞLAMIŞ OLDU. O TARİHTEN BERİDİR KENDİMİ ÇANAKKALE VE BALKAN ŞEHİTLERİNİ TANITMAK VE ÇEVREMDEKİLERİ BU HASSAS KONU HAKKINDA BİLGİLENDİRMEK İÇİN ADADIM.

     BU BAYRAĞIN ALTINDA YATAN HER TÜRK EVLADININ ÇANAKKALEYİ VE GELİBOLU   ŞEHİTLİKLERİNİ GEZMESİ VATAN BORCUDUR.

 
 

BALKAN GÖÇMENLERİ İKTİSADİ VE SOSYAL ARAŞTIRMA VAKFI (BİSAV)
ÇANAKKALE GEZİSİ

 
 

ÇERKEZKÖY HALK EĞİTİM MERKEZİ 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ KONFERANSI

 

   

 

 

SAYIN KAYMAKAMIMIZ AHMET AKIN VARICIER' İ    18 MART 2008 TARİHİNDEKİ 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ İLE ALAKALI  KAYMAKAMLIK MAKAMINDAKİ ZİYARETİMİZ

 
 

3. ZIRHLI TUGAY KOMUTANI TUĞGENERAL SAYIN TAHSİN TANK ' I    18 MART 2008 TARİHİNDEKİ 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ İLE ALAKALI  3. ZIRHLI TUGAY KOMUTANLIĞINDAKİ MAKAMINDAKİ ZİYARETİMİZ

 
 
9 AĞUSTOS 2006 ÇARŞAMBA BAYRAK MİTİNGİNDEN BAZI ENSTANTANELER
     
     
     
     
 
 

 

BABA YADİGARI


O ANNE DEĞİLMİ Kİ...
ÇANAKKALE CEPHESİNE GİDEN
OĞLUNA SESLENİP;
"OĞLUM BABANDAN HATIRA BU
SAATİ
AL CEBİNE KOY
BAKTIKÇA BABANI VE BENİ
HATIRLARSIN" DİYEN...
O SAAT DEĞİLMİ Kİ...
BİR ŞARAPNEL PARÇASININ
BÜYÜK KOMUTANI SAF DIŞI
BIRAKMAK İSTERKEN,
O!NU TEKRAR MİLLETİNE ARMAĞAN
EDEN...

 
 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

KONSTANTİNİYE ELBET BİR GÜN FETH OLUNACAKTIR ; ONU FETİH EDEN KUMANDAN NE GÜZEL KUMANDANDIR;ONU FETH EDEN ASKER NE GÜZEL ASKERDİR .(HADİSİ ŞERİF MEALİ)

ALBAYRAĞIN ŞEREFİNDİR YÜKSEKLERDEN İNMESİN,
BAKTIĞIN AN  SEVİNCİNDEN ŞANLI YÜREK TİTRESİN,
EŞ HELE BİR DAĞLARI ÖRTEN KARI,
OT DEĞİL ONLAR DEDENİN SAÇLARI,
DİNLE; ŞEHİT SESLERİDİR RÜZGARI,
DURMA LEVEND ASKER UĞURLAR OLA,
KAHRAMAN ECDADINI NE KADAR TANIYORSUN ?
TARİHİNİ BİLMEYEN TARİH ŞUURU OLMAYAN İNSAN YARIM İNSANDIR,
ATALARINA LAYIK BİR EVLATMISIN ?

 
 

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden...
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan ....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasin;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

ARİF NİHAT ASYA

TIKLA DİNLE

 

 
 

KAHRAMAN ECDADIMIZIN ŞANLI HATIRASINA

ALLAHIM BİZLERE BURALARI KERİM,AHMETLERİ ALPASLAN BEYAZITLARI YILDIRIM MEHMETLERİ FATİH SELİMLERİ YAVUZ SÜLEYMANLARI MUHTEŞEM MUSTAFALARI KEMAL YAPAN NESİLLER İHSAN EYLE!

AMİN

 
 

 

KUMAŞINI DOKUDULAR YÜZBİNLERCE ŞEHİTLER YİĞİT ULUBATLI HASAN VE ANTEPLİ ŞAHİNLER KUMAŞINA İPEK OLDU HER YÖREDEN MEHMETLER SEN ŞEHİT OLDUN YİĞİDİM ONLAR GEBERECEKLER

BİR ZAMANLAR BİZDE MİLLET NASIL MİLLETMİŞİZ
GELMİŞİZ DÜNYAYA MİLLİYET NEDİR ÖĞRETMİŞİZ
KAPKARANLIKKEN BÜTÜN AFAKI İNSANİYETİN
NUR OLUP FIŞKIRMIŞIZ TA SİNESİNDEN ZULMETİN

MEHMET AKİF ERSOY

 
 

ÇANAKKALE  ZAFERİ

Sayın  Kaymakamım, Sayın Tugay Komutanım, Sayın Belediye Başkanım, Sayın Daire Müdürlerim, Sevgili Çerkezköylüler.

ÇANAKKALEYİ UNUTMAYALIM

Çanakkale Zaferi’nin 92. yıl dönümü, 18 Mart Pazar günü geçmişte olduğu gibi yine  253 bin şehidimizi saygıyla anacağız. Çanakkale Savaşı’nı en iyi ve en veciz olarak özetleyen büyük şair Mehmet Akif ERSOY’dur. Çanakkale Şehitlerine atfen  yazdığı şiirin ilk mısralarını hatırlayarak sözlerime başlıyorum.

Şu boğaz harbi nedir ? Var mı ki dünyada eşi ?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya 

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Gayret bizden , yardım Allah’tan…

2 Ağustos 1914 tarihinde Enver Paşa ile Almanya’nın İstanbul Büyükelçisi Von Wangenheim yapmış oldukları gizli görüşmeler sonunda Osmanlı Devleti’nin , başlayacak olan Almanya – Rusya savaşında , Almanya’nın yanında savaşa girmesi kabul edilmişti. 11 Ağustosta Almanya Büyükelçisinin Enver Paşayla görüşmesi sonrası 2 Alman gemisi Çanakkale Boğazından içeri alınmış, 27 Ekim günü Karadeniz’e çıkan bu Alman gemileri iki gün sonra Rusya’nın kıyı kentlerini bombalayarak İstanbul’a geri dönmüşler. Bu fiili savaş demekti. Almanlar istediklerini elde etmiş oluyordu. Ruslar Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ediyordu.

Enver Paşa’nın Harbiye Nezareti’nde müşavirleri olan Alman generallerine inandığını belirtmek gerekir. Enver Paşa’yı harbe girmememiz için şiddetle ikaz edenler arasında, sonradan Türkiye tarihinde birinci dere-cede rol oynayan Mustafa Kemal ATATÜRK, İsmet İNÖNÜ, Kazım KARABEKİR gibi kurmaylar bulunu-yordu.12 Kasım 1914 tarihinde İstanbul’da yapılan büyük şenlik ve resmi geçit ile halka savaş duyurulmuş oldu.

NEDEN 18 MART

Düşman kuvvetlerinin büyük deniz hücum planını uygulamaya koydukları 18 MART 1915 tarihi ;       17 -18 Mart gecesi Nusret mayın tarama gemisi tarafından  Erenköy Koyu’nun tam burnu yönünde aykırı ola-rak uzanan 26 mayınlık 11 hat ve daha önceden döşenenlerle birlikte toplam 403 mayın, düşman gemilerinin boğazın serin sularına gömülmesine neden olmuştu. Mayınlarımızdan kurtulan savaş gemileri bu kez de top mermilerinden nasibini alırken , 18 Mart tarihinde ; Şanlı ordumuzun Boğaz’ın geçilmezliğini tarihe altın harflerle işlendiği bir zafer olmuştu.

Vatanın bir karış toprağını, canlarını feda ederek kahraman ordumuzun tarihteki en şanlı zaferlerinden biri olan  ÇANAKKALE , Türk milletinde vatan sevgisini tüm dünyaya bir kez daha gösterdiği bir savaş olmuştu.

Türk ordusu karşısında hayatını kaybeden 200 bin İngiliz, 48 bin Fransız, 20 bin Avustralyalı, 10 bin Yeni Zelandalı ve 6 bin Hintlinin torunları, 18 Mart Cumartesi günü kaybettikleri yakınlarını bir kez daha anarken “Neden Çanakkale’ye gittiler” diye yine düşünecekler.

Çanakkale Zaferi’nin 92. yıl dönümünde Türk Milleti de : kahramanlıkları ile tüm dünyada övgü kazanan Ata’larını Çanakkale’ye giderek yada camilerde okutulan Mevlidi Şeriflerde bir kez daha saygı ve özlemle anacak.

“Efendiler, yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en evvel ve her şeyden evvel Türkiye’nin istiklaline kendi benliğine milli ananelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Haydi Çanakkale’ye Peki! Bunu da duymadığınızı söyleyemezsiniz değil mi ? Yaşınız kaç olursa olsun mezuniyet sizi bekliyor. Onlarla aynı havayı solumayı hak etmek için o mübarek ellerden tertemiz helal süt emmişlerin kanıyla yazılmış destansı beldeden davet var. Önce kendinizi toparlayın, sonra toparlanın.

BEKLENİYORSUNUZ!

YEDİDEN YETMİŞE HERKEZ ÇANAKKALE ŞEHİTLİKLERİNİ BİR DEFA ZİYARET ETMELİ, DEDELERİMİZ BİZLERİ BEKLİYOR. DAVET VAR!         

                                                                                                                                  YAŞAR DAYLAN
                                                                                                             ÇANAKKALE VE BALKAN ŞEHİTLERİ
                                                                                                                             TANITIM GÖNÜLLÜSÜ
 
 

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

 

GÜN 18 ŞUBAT 1915

BOĞAZDA PUSUYA YATMIŞ DÜŞMAN ASKERLERİ

BEKLİYORLAR BU TOPRAKLARI ELE GEÇİRMEYİ

AMA ANLAMIYORLAR BUNUN KURU BİR HAYAL OLDUĞUNU.

 

BİLMİYORLAR BU MİLLETİN DAĞLAR GİBİ YÜREĞİNİ

SİLAHLISINI, KÜREKLİSİNİ, SAPANLISINI

BİLMİYORLAR BEYAZ ÖNLÜKLÜ TIBBIYELİSİNİN

HİÇ KORKMADAN CAN ALACAĞINI

 

GÖKYÜZÜNDEN SON YILDIZ DA KAYIYOR

TAM BU SIRADA İLK BOMBA, İLK KALLEŞ DÜŞMAN ELİ

VATAN TOPRAĞINA DOĞRU GELİYOR

ZANNEDİYORDU Kİ BU BOĞAZI AVUCUNUN İÇİNE ALACAK

 

BOMBALAR YAĞMUR DAMLASI GİBİ DÜŞÜYOR

TOPRAĞI KORUYAN TÜRK SETLERİ

BIRAKMADI NE PAHASINA OLURSA OLSUN BIRAKMIYORDU

SON KAN DAMLASI DÜŞENE KADAR DİMDİK AYAKTA DURUYORLARDI.

 

DÜŞMAN HALA ANLAYAMAMIŞTI

GEÇEMEZDİ, GEÇEMEYECEKTİ ÇANAKKALE’Yİ

ELİNDEKİ TÜM GÜCÜ KULLANIYORDU

AMA KARŞISINDA ÇELİK ZIRH TÜRK’ÜN VATAN SEVGİSİYDİ.

 

DÖRT BİR YANDAN NEHİRLER AKIYOR

HER BİR TARAF KAN AĞLIYOR

ÇANAKKALE ŞEHİTLER YOLU OLMUŞTU

ARTIK ÇANAKKALE İÇİNDE AĞITLI BİR ÇANAKKALE VARDI.

 

ÜMİTLER KESİLMEYE BAŞLAMIŞTI

ARTIK YÜREKLERİN YARASINA MERHEM KALMAMIŞTI

AMA ANAFARTALARDAN BİR GÜNEŞ DOĞUYORDU

BU GÜNEŞ ÜMİDİNİ KAYBEDEN TÜRK MİLLETİNE IŞIK OLMUŞTU.

 

ÇANAKKALA’YE KONMAYA ÇALIŞAN YARASALAR

MUSTAFA KEMAL ADLI GÜNEŞİN IŞIKLARINA DAYANAMADILAR

TEK TEK GELDİKLERİ MAĞARALARA DOĞRU KAÇMAYA BAŞLADILAR

AZİZ TÜRK MİLLETİDE BU GÜNEŞ İLE YENİDEN DOĞUYORDU

 

YENİDEN DİRİLEN BU TÜRK MİLLETİ

ARTIK DAHA CESUR, DAHA ÇEVİK VE DAHA GÜÇLÜYDÜ

BİLİYORDU BASTIĞI TOPRAĞIN BİNLERCE ŞEHİDE YORGAN OLDUĞUNU

HERKEZİN DİLİNDE TEK BİR CÜMLE YÜZYILLAR BOYU DESTANLAŞACAKTI.

“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ”

 

                                                                                                                                  YAŞAR DAYLAN
                                                                                                             ÇANAKKALE VE BALKAN ŞEHİTLERİ
                                                                                                                             TANITIM GÖNÜLLÜSÜ
 
                                                                                                                  

 

 

Ders   Tarih

Konu   1915 ÇANAKKALE

ASRIN SORUSU       : BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINI ÇIKARAN OSMANLI DEVLETİMİDİR ?

CEVAP                   : HAYIR

PEKİ YA KİM ?        : İNGİLİZLER  ALMANLAR  ?  

MAĞLUP OLAN KİM  : ALMANYA

SONUÇ                   : ÖYLE İSE  NEDEN ALMANYA PARÇALANMIYORDA TOPRAKLARI İSTİLA EDİLMEDİ DE OSMANLI DEVLETİ PARAMPARÇA EDİLDİ ?

BULMACAYI SİZ ÇÖZÜN 

 


SEVDİĞİM BİR  HİKAYEYİ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTERİM

 

SARIKIZ EFSANESİ

Ayvacık yöresinden Cılbak Baba adında bir çoban karısı ölünce küçük yaştaki kızı ile Edremit'in Güre köyüne gelir . Oradan da Kavurmacılar köyüne yerleşir. Güre köyü'nden birinin koyunlarına çoban girer . Kışları Kavurmacılar Köyünde , yazları da Baba (Kaz ) dağında geçiren Cılbak Baba kızını yanından ayırmaz. Ona da boş kalmaması için bir miktar Kaz alır .Dağa birlikte çıkar inerler . Cılbak Baba yaşlanmaya , kız büyümeye başlayınca ikisinde de ermişlik olayları görülmeye başlar .Örneğin yaz ayları yaklaştığında koç'un boynuzuna dolanan yılandan dağa çıkma zamanının geldiğini ve sonbahar başlangıcında yine bir yılanın koç boynuzuna dolanmasıyle kışlaya göç etme zamanının geldiğini anlamaları , Cılbak Babanın ıstanbul'daki kardeşi Mesci Baba'ya mendille kar götürmesi ve tavanda asılıyken erimeye başlayan kar'ın suyunu Mesci Baba'nın "Babamoğlu dağ başında evliyalık olmaz ,topla kendini " ikazıyla durdurması, diğer ve çobanlar koyunları için çardak yaptığı halde onun çardak yapmıyarak koyunlarını ince bir bulutla Güneşten koruması havalandırması gibi. Kıza gelince, bir gün kızın kazları havalanarak Bayramiç ovasına inip yaz mahsulüne zarar verince şikayet gelir. Baba kızını ikaz eder. Bundan haberi olmadığını söyleyen kız, eteğine doldurduğu taşlarla yaklaşık 1 km. çapında bir avlu çevirir. Bundan sonra kazlar bu avludan dışarıya çıkmamış .Buraya "Kaz AVLUSU " denmektedir. Kartalçimen çeşmesi bu avlu içinde bulunmaktadır . Baba yaşlanınca Hac'ca gitmek ister ve kızını Güre köyünde bir imam ailesine emanet eder . Uzun süren Hac zamanında köy delikanlıları kıza evlenme teklifinde mulunurlar . Kız bu teklifleri kabül etmeyince bunu gurur meselesi sayarak yorumlar üretmeye başlarlar .Yorumlar kısa sürede dedikoduya ve iftiraya dönüşür . Baba Hac'dan dönünce dışlanır ve kızını öldürmeye karar verir .Evden çıkınca kıza bozuk yumurta atanlar olur .Bu nedenle kıza çocuklar ona "Sarıkız" adını verirler .Köyün kenarına çıkıldığında Sarıkız kendisine hakaret edenlere bunun yanlış olduğunu kabul ettiremeyince beddua eder. ..........Baba ile Sarıkız şimdiki Sarıkız tepesine çıktıklarında baba abdest almak için kızından acale su ister .Ancak verilen suların tuzlu olduğunu gören baba tatl su ister .Anında verilen tatlı sudan şüphelenen baba ,niçin tuzlu su verdiğini sorar . Kız'da " Acele ettiğin için denizden alıverdim" cevabını verir. Bu durum karş sında kızının ermiş olduğunu anlayan baba pişman olur .Kızına "kızım ben sana inanmamakla büyük hata ettim .Senden özür dilesem beni affedersin ama senin yüzüne bakacak halim kalmadı .En iyisi sen beni burada bekleyedur ben şöyle bir gezip geleyim " diyerek kızı yalnızlığa terkeder .Baba görünmez olunca dağ n üzerine korkunç derecede siyah bir bulut çöker . Çobanlar bunun tehlikeli olabileceğini düşünerek kendilerini korumaya alırlar. Saatler sonra kalkan bulutun ardından çobanlar çevreyi gezdiklerinde onları iki ayrı tepe üzerinde ölmüş olarak bulurlar.Oralara gömerek taşlardan türbeler yaparlar. Olay nesilden nesile anlatılıp gelirken çobanlar bir gün Kırklar Tepesi Düzlüğü'ne pamuk gibi bir bulutun indiğini görürler. Bunun hayırlı bir bulut olabileceğini yorumluyarak yanına gitmeye karar verirler. Yaklaştıklarında bulut açılarraak hafif sis şekline gelir .Bunun içinde saçlı ve sakallı kırk tane şahıs büyük bir daire olarak semah oynamaya başlarlar . Bundan çok etkilenen çobanlar semaha ara verildiğinde onlara " Biz sizleri çok sevdik .Siz kimsiniz? Nereden gelip nereye gidiyorsunuz ?" diye sorarlar. Onlar da "Bize kırk evliyalar derler .Biz destekçi grubuz .şu anda Türk orduları Avrupaya ayak basmaya gidiyor. Onlara destek vermeye gidiyoruz ."cevabını verirler .Tarih olarak bu olayın 1356 yılına rastladığı anlaşılmaktadır. Semah yeniden başlayınca sis de koyulaşmaya başlar, Pamuk gibi olunca uçup Avrupa ufkunda kaybolurlar.

   

 

 
 

 


e-mail : yasardaylan@gmail.com